3 Haziran 2012 Pazar

Veda 'ya dair...

Bazen " Veda" anlatır insanı...

(MARS'a Veda)

 

                                                             
Bahar ÖNALDİ
Sevgili Melahat,

Bir yazar isten ayrilirsa ancak bu kadar guzel yazar. Cok duyugulandim mailini okurken. O kadar renk kattin ki Mars'a, basarili ve sistemli calismanin uzerine. Seni tanidigim icin cok sansliyim. Iyi ki varsin. Iyi ki seni tanimisim.
Not : Bugun ofisde yokum yarin gelecem yanina. Cok operim.


Özlem SEVİNÇ
Canım umarım hersey gonlunce olur. Maile inanamadım şok yaşıyorum şu an.
Kendıne ve aılene cok ıyı bak.
Opuyorum


Onur YILMAZ
Merhaba Melahat Hanım,


Bende pek çok veda maili okudum fakat içlerinde bana en hüzün veren mail sizinkisi oldu. Gidişiniz beni gerçekten çok üzdü, umarım siz ve aileniz hayatınız boyunca çok mutlu olursunuz. Sizi tanıdığım için ve hayatımızın bir parçası olduğunuz için kendimi şanslı hissediyorum. Keşke demekten hiç hoşlanmıyorum fakat keşke sizinle daha fazla vakit geçirebilseydim.
Umarım bizlerde sizlerden öğrendiğimiz gibi, iş hayatında veya sosyal hayatımızda önemli olanın; doğru, dürüst ve değerli insan olarak anılabilmek olduğunu, geriden gelen arkadaşlarımıza ve çocuklarımıza sizin kadar iyi iletebiliriz.


Yolunuz açık olsun.


Nihal ÖZYILMAZ


Sohbet etme fırsatımız olmadı maalesef…….
“farkındalığınızı” fark ettiğim ve güneşinizden ışık aldığım için mutluyumJ
bazen konuşulmasa bile bunlar bana sizden yansıyan hislerdir.


Yolunuz güneşli olsun J


Beyre BAYRAKLI
Melahat Hanım,
Size, yaptıklarınıza, oluşturduğunuz ruha ve yarattığınız sevgiye yürekten inandım ben.
Bundan sonraki planınız her ne ise yine tüm dengeleri yine herkese örnek olacak şekilde taşıyacağınızı biliyorum.


Sizinle daha fazla çalışabilme imkanı yakalamayı gerçekten çok isterdim. Şu an sadece buna hayıflanıyorum..


Çünkü sizi gerçekten çok seviyorum ve saygı duyuyorum.
Sizin için çok olumlu ama benim içinL üzücü olan bu kararınızla size sonsuz mutluluk ve başarı diliyorum.


Zaten sizin gibi pozitif, sevgi dolu, saygıyı her anlamda sonuna kadar hakeden, dokunduğu herşeyde fark yaratan birinin mutluluk ve başarıdan uzak kalmayacağından eminim.
Bir gün bir yerde tekrar (ama bu kez daha uzunJ) birlikte olabilmek dileğiyle.
Saygılarımla.


Engin PEHLİVAN
Melahat hn merhaba
Aşağıdaki mailinizle bugün yazdığınız mail arasında çok güzel zamanlar geçirdik keyifli işler yaptık sizden hem müdürüm olarak hem bir ablam olarak çok şey öğrendim.İyi ki sizi tanımışım iyiki müdürüm olmuşsunuz …Bizim için yaptıklarınız özellikle benim için yaptıklarınız için size sonsuz teşekkürler sunuyorum.


Hayatınızda her şey kalbiniz gibi temiz olsun.


Ali KALE


Mac Panora da herkes bana gıpta ile baktı.


Size bağlı çalıştığım ve Müdürüm olmanızdan ötürü çok gururlandım.
Her şey için Teşekkürler,


Ahmet BERBER
Melahat Hanım


Benim için çok öğretici mesajlarla veda etmiş oldunuz.
Sorunsuz ve uyum içerisinde bir 4 sene geçirdik. Teşekkür ederim.


Her şey gönlünüzce olsun.
Mac Kanyon ailesi sizi seviyor. Bunu unutmayın yeter bize.


Özge SEVEN


Melahat Hanım,

Sizinle çalışmak çok güzeldi.

Umarım heni iş hayatınızda her şey istediğiniz güzellikte ve beklentide olur.
Başarılarınızın yeni iş hayatınızda da eksik olmamaasını temenni ederim.

Sevgi ve sağlıcakla kalın.

Selim GÜVEN
Günaydın Melahat hanım olmadı ama :(( çok üzüldüm kendi adıma :( çok mutlu oldum sizin adınıza :)
Hayırlısı olsun , bizde sizi çok sevmiş idik, böyle hep gülen yüzler zaten çok az Allah bir ömür hep böyle güldürsün inşallah. Bizde sizi unutmayacağız J


Bırsen ULAŞAN
Melahat Hanım Buket’in doğum günün de duydum. Gidiyormuşsunuz. Çok üzgünüm.
Sizi ne kadar sevdiğimi ve saydığımı biliyorsunuz. Ama o kadar çok iyi yerler hakkediyorsunuz ki söyleyecek bir şey bulamıyorum. Sizi çok seviyorum. Çok değerlisiniz ve çok özelsiniz benim için.Buradan ayrılıyor olmanız bizden ayrılıyor anlamına gelmez. Her zaman daime görüşeceğiz. Güzelliğinizi,iyiliğinizi ve dostluğunuzu çok özleyeceğim.


Sizi çok seviyorum. İyi ki sizi ve ailenizi tanıdım.
Yolunuz açık ve hep bizimle olsun.




Özge TURHANERİ
Mac  Kanyon yenileme departmanı adına size“OK”  diyoruzJ
Sizinle bağdaşlaşmış bir terim buJ
Başarılar diliyoruz…


Çağrı SUNTEKİN
Melahat Hanım,
Hayırlı olsun,
İş hayatınızda başarılar


Özgü Üster ASLAN


Hayırlı uğurlu olsun, yeni açılan kapılar yeni şanslar getirsin….


Seher ŞAHİN-MAC PANORA
Melahat Hanim,


Sizin adiniza sevinirken kendi adima uzuluyorum.
Mars zinciri,cok onemli ve degerli bir halkasini kaybediyor.
Umarim girdiginiz bu yeni yolda tum istekleriniz size yon gosterir ve basariya ulasirsiniz.
Guzel temennileriniz ve ogutleriniz icin kendi adima tesekkur ederim kulagima astim:)ve tum destek ve yardimlariniz icin de...


Yolunuz acik olsun.
Saygi ve sevgilerimle...


Kaan ATAGAN


Melahat Hanım merhaba,


Hakkınızda hayırlısının olmasını diliyorum:) Özleyeceğiz sizi.
Kendi mailiniz nedir acaba daha sonrası için irtibatJ


Aslı BÜYÜKA


Melahat Hanım,


Sizinle çok kısa bir süre çalışabildik ama bu sürede bana gösterdiğiniz destek için çok teşekkür ederim.Çok güzel yazmışsınız J
Yeni kararınızın hayırlı, yolunuzun açık olmasını dilerim.
Sevgiler.


Damla ARTÜZ


Melahat Hanım,
Sizi özleyeceğim ve bu harika mail için çok teşekkürler. Çünkü zaman zaman hepimizin unuttuğu değerleri hatırlatıyor.
Sevgi, mutluluk ve şans her zaman sizinle olsun. Kimbilir belki bir gün yine bir yerde kariyer yollarımız kesişir…
Sevgilerimle,


Leman ÖZGÜR


Melahat hanııımmmmmm
Siz de mi !
Ortak çalışmamış olsak da Sıcakkanlılığınız ve varlığınız yerinizi ayrı kıldı, kendi adıma uzgunum sizin adınıza da mutluyum.


Her şeyi çok güzel anlatmışsınız mailinizde. Bundan sonrasında daha güzel günler sizinle olsun.




Özlem ÖZAYDIN
Sizi tanıdığım için ben de çok şanslı ve mutluyum, tek şanssızlığım sizi geç tanımış olmak sanırım. Hayat sizin karşınıza da hep en az sizin kadar güzel insanlar çıkarsın ve hep mutlu olun. Sizi gerçekten çok seviyorum. Yolunuz açık olsun…


(yolculuklarım sizsiz çok tatsız geçecekL, çok özleyeceğim)


Engin PALABIYIK


Mutlu ve huzurlu olmanız dileğiyle Melahat Hanım. Her şey dilediğiniz gibi olsun, güzel olsun.
Görüşmek üzere, sevgiler.




Firuze ÖZAKLAR


Sizin için çok seviniyorum ama bizim için üzülüyorumL Çünkü sizi seviyoruzJ




Hüseyin BİNGÖL
Melahat Hanım,
Sizinle tanışmak çok güzeldi , mutluğunuz ve neşeniz hayat boyu daim olsunJ


Yeni işinizde sonsuz başarılar diliyorum …




...ve telefonla arayıp sevgilerini&iyi dileklerini ileten tüm arkadaşlara; içten sevgilerimle.













1 Mayıs 2012 Salı

Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum.


 
"Hiç tanımadığım birine neden kimsenin bilmediği düşleri anlatayım ki? Nereye gideceğimizi okların gösterdiği bir dünyada, bir yere gitmek gerekmeyen düşleri önemsemenin kime zararı var? Ben düşlerimi, onlarla karışan anılarımı seviyorum, kendi kendime kurduğum dünyaları seviyorum, onları ancak böyle dünyaları olan, düş ülkeleri kuran, düşlerimi sevecek birine anlatabilirim...

...

"...oysa söylenmeyenleri, hiç konuşmadıkarımızı, herkesin gizli gizli kendisiyle yaşadıklarını gösteren bir kanal yok ki, zamanları karıştırabileceğimiz, o beklenmedik raslantıları yeniden kurgulayabileceğimiz kanallar yok. Bizim gibi, okların peşinde oradan oraya giden insanların hızına ayak uydurmayanların, kimsenin görmediği bir yerlere kaldırılmışların oynadığı oyunlar var yalnızca. Gizli koridorlarda birbirimize gönderdiğimiz bildiriler. Yerine ulaşıyor mu acaba?"

(Kürşat BAŞAR)

11 Nisan 2012 Çarşamba

Bir Bakış

 
Kendimi sevdiğim anlardan birini yaşadım yakın zaman önce...
Öfkemi dindirip, kendimi sadece içimdeki durgun sulara bıraktığım anlardan biriydi bu.
Öyle tepkisiz, öyle “herhangi bir an “ gibi olan.
İnsanları incelemek gibi bir derdim olmadı hiç. Zaten onlar hep sundular kendilerini  bana herhangi bir  zamanın ya da bir olayın içinde…Varken yok oldular çoğu zaman…
Yokken var olmayı ise hiç yaşatmadılar…

Bir bakışın içinde yüzen ruhu  görmek nasıl bir şey merak ettiniz mi hiç?
Birine bakarken, ya da biri size baktığında ona hissettirdiğinizin ne olduğunu?
Herhangi birinden bahsetmiyorum elbette…Eşinize, dostunuza…sevgilinize ya da arkadaşınıza. İçiniz küsken bile konuşabildiğiniz bir yakınınıza…Hiç düşündünüz mü; bir bakışınızın, içinizdeki tüm uzak ve soğuk  duyguları açığa çıkarabilme ihtimalini… karşınızdaki kişinin bunu anlayabileceğini…belki de bir üçüncü gözle o an tüm ruhunuzu  gözden geçirebileceğini.
İçimizdeki kötü hisleri  göstermenin, iyi duyguları gizlemekten çok daha kolay olduğunu kabul ediyorum. Hayatıma girmiş  bir çok insanın özellikle bu konuda çok başarılı  olduğunu bildiğim gibi.
Seni severim ama, sensiz de yaşayabilirim i,
Aslında seni o kadar da sevmedim i ispat ederken ki basitliğini,
Ya da tüm samimiyetini, bitmiş bir hikayenin ardına gizlerken ki sıradan umursamazlığını,
Kurduğu cümlelerdeki uzaklığı,
Hayatına bir türlü dahil edemediği  o sıcaklığı,
Ve daha bir çok olumsuzluğu “bir bakış”ın içinde görebilmenin huzursuzluğu içinde olsam da çoğu zaman, artık bu huzursuzluğu huzura çevirecek olgunlukta olduğumu biliyorum. İnsanların kötü yanlarından vazgeçmek yerine sizden vazgeçmeyi tercih edebilme rahatlığında olduğunu bildiğim gibi...
Ve işin en tuhafı ne biliyor musunuz; bu bakışın yansıttığı herhangi bir olumsuzluğun oluşmasında sizin en ufak bir suçunuz yok…Sadece  “siz” olmaktan başka…
Çünkü bazen sadece “siz” olmak “herhangi biri” olmaktan çok daha ağır gelir size bakana.
Etrafında  görmek istediği kolay ve  sıradan insandan  uzak  bir profil olmanızdır, onun canını yakan...
 Ve sizin için asıl mesele, yanlış ruhla yakınlaşmış olduğunuzu anlamanızdır, zaman içinde.
Kıssadan hisse…


MEL



9 Nisan 2012 Pazartesi

Sihirli bir rüzgar...




Lao Tseu isimli büyük Çin filozofu şöyle der:

"1000 adımlık bir seyahat, sadece 1 adım ile başlar"

...

"Dağa" bakmayın ve takip edeceğiniz yola konsantre olun.
(G.)


5 Nisan 2012 Perşembe

Renk




Yüzyıllık sloganıMı keşfettiler sonunda:
 "Hayattan rengi alın geri neyi kalır ki?"

.
.
.

27 Mart 2012 Salı

Heloise ve Abelard




"...Tanrı beni bir şair, bir filozof olarak değil,
bir sevgili, senin sevgilin olarak hatırlayacak."

Abelard



(bknz:http://www.ozelsite.net/enbuyukasklar/image8.asp)

23 Mart 2012 Cuma

...ve bahar gelir!


(resim yaz'a dair farkındayım..çünküüü beklenen yaz'dır aslında)

 

...ve beklenen bahar gelir...
sonrasında hayaller dizilir yaza dair, peşi sıra....

Eveeet..
Benim “deniz-kum-güneş”  üçlemesine dair seslenişlerimin başladığı aylara girmiş bulunmaktayız. İçimdeki ruh kendini sıcak kumlardan serin sulara atmak üzere pılını pırtısını toplamaya başlamış durumda. Bedenen eşlik edemesem de bu isyana, aklımla ve kalbimle her an onunla olduğumu hissettirmekten kendimi alamıyorum.
İçimdeki coşkunun güneş enerjisiyle beslendiği gerçeğinden yola çıkarak, tüm pozitif akımların ortasında hissediyorum kendimi, bu günlerde.
Hiç mi değişmez bir insan anlamıyorum ki; Çocukluğumu  ve hatta sonrasındaki uzun bir dönemi güneşin yakıcı ve kavurucu ,hatta ve hatta acıtıcı etkileriyle geçirmeme rağmen,  ışığına ve damarlarımda gezinen sıcaklığına  vurgun olan ruhumu, hiç vazgeçiremedim güneşten. Aksine bedenimi çektiği acılar karşısında terbiye ederek, bu yakıcı güzelliğe karşı eğitimimi tamamlamak üzereyim. Bu sevginin bana kattığı değerle,  yurdum insanının bahar yorgunluğu diye tabir ettiği o bitkin, o mel’un , o kılımızı kıpırdatırken bile off!!ladığımız  durumlardan en hafifletici bahanelerle kaçıp kurtulabiliyorum. O kadar yani…Bu sevgi konusunda her canlıyla kapışabilirim istediği zaman ve şartlarda.
Aynı zamanda, takvimimi  masamın üzerine koyup , kaçışlarımın tarihlerini belirlemek için inanılmaz bir istekle bütün tarihleri gözden geçiriyorum. Haziran..Temmuz..Ağustos a gülümserken Mayıs ayının göz kırpan şirinliğini de gözden kaçırmıyorum. Bir hafta sonu kaçışını organize edecek  isimleri aklımdan geçiriyorum. Teklifler de yok değil tabi…
Sadece “İzin” gerekiyor, az birazJ
Yaşamak için “izin” gibi bir kelimenin karşıma çıkmasındaki ironiyi çözmeye uğraşmıyorum bile.
Hayatın diğer “renksiz” engellerini  düşünmek istemediğim gibi, aksine güzel seslenişlere kulak kabartıyorum...

Mesela; "Melkuzusuuuu öğlen Adem Baba ya gidelim mi sahil havası alırız hem" diyen sarışını ve o kafayı seviyorum..
(Göz kırpan bir ikon düşünelim lütfen.)
Öperim.

19 Mart 2012 Pazartesi

Günün Notu: "Gerçek "



“Sen söyle, ne düşünmeliyim?”
“Ne diyebilirim ki!haklısın…”
“… gerçekleri görmek istiyorum artık…İşte bu yüzden, duygularımı uzak tutuyorum kendimden. “
Yakın olduğunda, gördüğüm sadece karşımdaki oluyor. Ona olan anlamsız bağlılığım…
Ama, ben artık bunu istemiyorum... Baktığımda, sadece karşımdaki kişiyi/kişileri görmek istemiyorum. Beni kandıran o duygusallığı, sevmiyorum… gerçek olsun gördüğüm…sadece gerçek…yalandan, hayalden uzak…kararlarım, sadece gerçek üzerinden olsun…Görebildiğim, dokunabildiğim kadar  gerçek olsun her şey… aklımda, anlamsızca çoğaltmadan…duygularımla, gereksizce  süslemeden…yokken, varmış gibi yaşamadan…belki, daha acımasızca…belki, daha umarsızca…ama tüm gerçekliğiyle görmek istiyorum; seni…onu…herkesi…
“Bu mu doğru olan peki? Gerçek görülebilecek kadar ortada mı?
Evet…
Ne kadar cesursan, o kadar net…Yalandan daha net en azından…Hayalden daha yakın…
Gerçek, beklediğin bir otobüsün uzaktan görünmesi ve durağa geldiğinde binip, istediğin yere gidebilmek  kadar net bir durum. Sen eğer bu netlikten uzaklaşıp,  bindiğin otobüsün aklındaki güzergahtan geçmesini beklersen, aldığın yol anlamsız bir umuttan geçer…ineceğin  duraklar kapısının hemen kenarında yazdığı halde, sen hala kendi varmak istediğin yere doğru gideceğini düşünüyorsan, gerçekten de o kadar uzaklaşıyorsun…ya geçerse diyorsun her seferinde, ahmak gibi…
Ne büyük hata!




6 Mart 2012 Salı

Nayino (Karmate) ve Mektup (Apolas Lermi)




İskelede durup baktığımda içim ürperirdi , denizin renginden.
 Gökyüzünü kaplayan gri bulutların yansımasıydı bu renk , denizin suçu yoktu elbet ama yine de derinliği içimi ürpertir ama bir o kadar da hayranlıkla izlerdim Karadeniz i.
Dalgalarının hırçın sesleri, ele avuca sığmayan hareketleri ile başım döner, yine de uzaklaşamaz, iskelede kendime güvenli bir yer bulur ve izlerdim dakikalarca.
Karadeniz böyleydi çocukluğumda, benim için.


Bakamadığım bir derinlikti.
Neyse…
Karadeniz  var aklımda bugün. Belki okul aralarında yaptığımız seyahatlerle yeşile ve maviye doyan çocukluğum, aklımda olan..belki o dönemlerin masumluğu aradığım…
İçimde uzayan  yollara  doğru  adım attığım zamanlarda, karşıma çıkan bu iskeledeyim bugün yine. Denizin tüm ürkütücü hırçınlığına rağmen ,  doğru yerde olduğumu bilerek huzurlu bir iç çekişle gülümsüyorum kendime.
Karadeniz insanının hayata bakış açısında saman alevi tadındaki öfkesi ve sonu gelmeyen nükteli sözleri vardır ya hani…ve bakıldığında genel resme, duygusallık biraz daha arkalardadır ya…Türkülere bakmalı bir de…Yöresel çalgıların çıkardığı (özellikle tulum) ezginin eşliğinde gülümseyerek söylense de , sözlerin hüznünü anlamalı derinden..ve yine aynı sözlerin  taşıdığı samimiyetin içindeki özlemi ve hatta aşkı…
Çok başka bir dili var Karadeniz türkülerinin…Neşe içinde hüznü yaşarsınız ve hüznün içindeki gizli aşkı bulursunuz..görebiliyorsanız eğer…

10 Şubat 2012 Cuma

Günün Notu: "İmdat, Yine mi KAR"



“İmdat yine mi Kar!”
Bindiğim araçta çalan bir "Yaşar" şarkısının sözleri bunlar.
Aslında, yol boyunca, bindiğim aracın içinde sinsice çalan radyonun farkında değildim.  Ancak şarkının bir yerinde “İmdat yine mi kar” şeklinde bir çıkış dikkatimi çekince,  son günlerde içinde bulunduğumuz hava koşulları nedeniyle şarkıya tepkisiz kalamayarak yol boyunca uzanan beyazlığa gülümsedim.
İstanbul, hasret duygularını tatmin ettiği günler yaşıyor  bu sıralar ve uzak kaldığı beyaz kışları özlemiş gibi ayrılamıyor bir türlü “Kar”dan. Ayrılık her koşulda şart olan bir sonuç değil tabii ki… Ama, beyaza olan tüm sevgimize rağmen,  güneşin sıcak turuncu rengi büyük bir özlemle  ve kurduğumuz cümlelerin  parantez içlerinde, öylece duruyor sıcak bir şekilde...
Doğum tarihim nedeniyle, kış çocuğuyum ben...Buna rağmen "Güneş" başka bir sevgidir benim içimde.
Işıklarını üzerimde hissettiğim her an , gölgesi düşen her türlü soğuk ve karanlık duygu yok olup gider ruhumda. O nedenle, yazı özlesemde her daim içten içe,  Kış Güneşi 'ne de ayrıdır sevgim ve ilgim…
(Bknz: www.melindunyasi.blogspot.com)
Yazdan uzak olduğumuz bu günlerde ve yollar gereğinden fazla yorsa da bedenlerimizi,  yine de agresif olmaya gerek yok; şu tertemiz, masum beyazlığın ortasında.
Yaşar, sözüm sana;
Kar dediğin 3- 5 günlük bir olay şunun şurasında…
O nedenle;  “İmdat, yine mi kar!”  ağır bir tepki…
Yazı beklerken, daha sakin olalım di mi?




(Fotoğraf:http://www.linklup.com/2010/12/31/mukemmel-kar-fotograflari/)

24 Ocak 2012 Salı

Guzel ve Cirkin ( Beauty And The Beast )



Sevdiklerinize dair bildiğiniz, ama zaman içinde unutulmuş detayları, gün gelip de hatırlattığınızda sevdiğiniz kişiye, inanılmaz bir mutluluk tablosunu da  çiziyor oluyorsunuz aynı zamanda.
Bu çok..nasıl anlatsam..çok çok güzel bir duygu..

90 lı yılların başlarında  Güzel ve Çirkin diye bir dizi vardı TRT de..Hatırlar mısınız bilmem ama, ben o diziyi gerçekten çok severek izlerdim. Catherine ve Vincent… Aslında izlemenin dışında her kareyi içime sindirir ve izlerken özünü çıkartırdım demek daha doğru olur.

O sıralar- konumuzla  alakasız gibi dursa da-  bir de çok sevdiğim bir şemsiyem vardı. Koyu yeşil-nefti  rengine,  uzun baston şeklindeki görüntüsüne hayran kaldığım ve çok severek aldığım şık bir şemsiyeydi.  Rengiyle ve duruşuyla o kadar çok sevmiştim ki bu şemsiyeyi, aynı zamanda benim için   güçlü, asil ve bir  o kadar da kişilikli bir ruhu vardı bu şemsiyenin.
Bunları yazarak akıl sağlığıma dair neler düşünebileceğinizi  az çok kestirebilsem de, bu riski göze alarak tekrar belirtmem gerekir ki; gerçekten kişilikli bir şemsiyeydiJ
Aynı dönemleri, benimle yeni yeni paylaşmaya başlayan ve dostluklarını o günden  bu güne kadar hala aynı saygı- sevgi ve samimiyetle yaşatan Hicran ve Hakan (çifti)  benim bu hallerimi yakınen bilir ve onlarda şemsiyemin bir kişiliği olduğu konusunda  (kanımca deli olduğumu düşünseler de)  benimle aynı hassasiyeti taşırlardı ona karşıJ
Tabi ki her kişiliğin bir ismi olduğu gibi, şemsiyemin de bir ismi vardı.
İzlediğim dizinin etkisi ile aynı dizide oynayan kadın karakterin ismini vermiştim, şemsiyeme.
Catherine…
Ona karşı duyduğum bütün sevgim ve gösterdiğim özene rağmen bir anlık dalgınlıkla  ne yazık ki ; ben onu bir gün,  bindiğim takside unuttum…
….
Yıllar içinde,  benim içimde ve arkadaşlar arasında “hoş bir anı” olarak kalan Catherine,  yıllar sonra  Hicimin yaptığı bir sürprizle tekrar kişiliğe büründü. Güzel bir sürpriz  yaparak doğum günü hediyesine ek olarak , geçmişimde kalan , ama benim için hala çok anlamlı olan Catherine i bugüne taşıdıJ

Gördüğüm an sevinçten ne diyeceğimi bilemediğim 2. Catherine (Hakan ın tabiriyle) bu kez yeşilden farklı bir renkte ama yine en sevdiğim bordo tonunda karşımda duruyordu. Üstelik bütün yeniliği ve siyah simli bir kurdeleyle süslenmiş bir şekildeJ
Hicran ın şemsiyeyi gördüğünde Catherine i hatırlaması ve benim bu konudaki düşüncelerimi bilerek bana kadar getirmesi gerçekten inanılmaz değerde ve   güzellikteydi benim için.  
Esprisiyle birlikte doğum günüme apayrı bir neşe kattı kesinlikleJ
Bunu yazmam gerekiyordu Hici…
Hatırlamış olmanız ve böyle bir sürpriz yapmanız gerçekten benim için çok çok değerli.

İyi ki doğmuşuz…
İyi ki varsınız…